Mario Ruoppolo: My dear poet and comrade, you got me into this mess, you’ve got to get me out of it. You gave me books to read, you taught me to use my tongue for more than licking stamps. It’s your fault if I’m in love. Pablo Neruda: No, thisRead More →

 “You have to know what sparks the light in you so that you, in your own way, can illuminate the world.” Bu olağanüstü kadından öğrendiklerim: Ne istediğini bilmediğin bir anda ne istediğini bilmek de çok önemlidir… Kalbinin sesini dinle, ne için dünyaya geldiğini anlayıp onun izinden gitmelisin… Ne ekersen onuRead More →

  Bu aralar nefes alma fırsatı olunca her zamankinden daha yoğun sosyal bir gündem de olsa Antalya’nın konforlu yazlık ortamında aile ve arkadaş programı olmadıkça yazma ve toparlama aktivitelerine ağırlık veriyorum. Sevdiğim ve paylaşmaya değer gördüğüm her şeyi bu blogun içine taşımaya çalışıyorum. En sevdiğim kategorilerden biri hayran olduğum veRead More →

Hiç bitmesini istediğim bir kitaptı. Keşke devamı da yazılsa diye dileyerek kapağını kapattım. Şu bölümde kendi özetimi düşünmedim dersem yalan olur: Burada ne yaptığımıza gelince; herkes dünya gözündeki göz açıp yumana kadar bir sürede geçen kısacık ömrünü düşünür ve bunu bir cümle ile özetlemeye çalışır. Hayatını en çok neye adamıştır;Read More →