Yıllar önce seyrettiğim TV deki filmde çok hoş bir şarkı söylemişti Dean Martin’den . Hem sözleri hem müziği ile en anlamlı paylaşımlardan diye düşünmüşümdür hep. Benim şansım beni seven küçük BG’ler 🙂 You’re nobody til somebody loves you You’re nobody til somebody cares You may be king, you may possessRead More →

‘ Bir sessizlik oldu. ‘Ben de İstanbullu muyum’ diye endişeli bir sesle soruyu yineledi Belgin. ‘İstanbulluluk ve İstanbullu olmak. Kime İstanbullu denir? İstanbullu olmanın bei iartı nedir? İlki İstanbul’ da doğup yaşamaksa, on üç yıl aradan sonra ben artık bir İstanbullu sayılır mıyım? Yok eğer İstanbulluluk bu şehre ait olmaksa,Read More →

‘Hersey seninle gelir, nereye gidersen git, kaç yaşına gelirsen gel, yaşadığın herşey seninle gelir’  bölümü kitabın en çok aklıma takılan bölümüydü. Benim gibi geçmişte yaşadığı olumsuz şeyleri jet hızıyla silen bu yüzden kin tutma özürlü olan birisi için bu söz çok rahatsız ediciydi. Kürşat Başar duruşuyla, yazılarıyla, yaşantısıyla çok dikkatRead More →

Onun kitapları beni kitap yazma maceram ile ilgili umutsuzluğa sürüklüyor. Onun kadar çok şey bilmedikten sonra yazmak ‘ayıp’ mış, onun kadar iyi anlatamayacaksan hikayeleri hiç bu işe soyunmamalıymışım gibi geliyor. Kitap 3 ana kişi ve onların çevresindeki figüranlar üzerine kurulu. Buluğ çağına gelmek üzere olan genç kız görünümünde, zeki küçükRead More →

Başın öne eğilmesin Aldırma gönül aldırma Ağladığın duyulmasın Aldırma gönül aldırma Bu sözler yeterliydi bu kitabın üstüne atlamaya ve bir çırpıda başlayıp okumaya. Bitirmek biraz uzun sürdü bu iş yoğunluğu ve ev koşturmacasında. Yakın tarihimiz hakkında bilgilendirici, düşündürücü, çektikleri yüzünden hüzünlendirici bu kitap mutlaka okunmalı olanlardan. Hayat öyküsü sürekleyici, yakınRead More →

Moskova’ya giderken olurda yollarda kalırım, diğer kitabım biter diye yanıma uzun süredir gözümü diktiğim Can Dündar’ın ‘NAZIM‘ ını aldım. Erem sağolsun bize mezarınıgöstermişti Ebru’lar Moskova’ya geldiğinde. Can D.’ın bir önceki efsanevi aşklar üzerine olan kitabında gıcık olmuştum bu çok eşli adama klasik bir ‘gözden ırak olan gönülden de ırak olur’ tipi olduğu içinRead More →

Bir varmış, bir yokmuş Tanrı’nın mahlukları tahıl kadar çokmuş Fazla konuşmak günahmış…. (Bir Türk masalına mukaddime…. Ve bir Ermeni masalına) Bir kitap kurdu olarak her fırsatta kitapçıya gidince bu kitap önüme çıkıp duruyordu ama nedense ne onu ne de Elif Şafak’ın diğer kitaplarına elim uzanmıyordu. Ermeni meselesi ile ilgili negatifRead More →

Kitap önce kapağından yakalıyor. Bir kadın ve bir erkek. Kolsuzlar.. Kavuşamıyorlar, sarılamıyorlar. Ama kadının başı erkeğin omzunda.. AYrı dünyaalrda gibi dursalar, birbirlerine dokunamasalar da baş başa, bir aradalar. İşte böyle başlıyor Can Dündar ‘ın Yüzyılın aşkaları’ kitabı. Italya gezisinin parçası olan bu kitap plaja saklanamayacak kadar beni cezbedince, her fırsattaRead More →